Görselde, ortada bir ayı başı silüeti bulunan dairesel siyah beyaz bir logo, üstte "Mide Lobisi" ve altta "Omnom Nommm Nommm Nommm" ifadeleri ve her iki tarafta küçük yıldız ikonları yer alıyor.

Araştırma

Mehmet Ali Oylumlu

26 Tem 2025

Organik mi Dediniz? O Güveni Nerede Kaybettik?

"Organik" kelimesi artık size ne ifade ediyor? Gerçekten sağlıklı bir yaşamın kapısını aralayan sihirli bir anahtar mı, yoksa sadece cüzdanımızı biraz daha hafifleten süslü bir pazarlama taktiği mi?

Mide Lobisi'nde yapılan bir anket, çoğumuzun bu soruya cevap verirken yaşadığı kafa karışıklığını ve derin güvensizliği net bir şekilde ortaya koyuyor.

Anketin sonuçları aslında hiç şaşırtıcı değil. Katılanların neredeyse yarısı, tam %40'ı, "artık hiçbirine güvenmiyorum" diyerek resti çekiyor. Hani o en güvendiğimiz yerler olması beklenen semt pazarlarına bile "tamamdır" diyenlerin oranı sadece %7. Geriye kalanlar ise "sertifikalıysa belki" diyor ama onların da bir sürü şartı var: küçük üretici mi, büyük marka mı, nereden satılıyor, kim üretiyor... Kısacası, güvenmek için kırk dereden su getirmemiz gerekiyor.

Bu durum, basit bir şüphecilikten çok daha fazlası. Hepimizin aklının bir köşesinde yer etmiş kötü tecrübelerin, hayal kırıklıklarının ve duyduğumuz "kandırılma" hikayelerinin bir toplamı aslında.

Bu Güvensizlik Nereden Geliyor?

Ankete gelen yorumlar, adeta bir "iç dökme" seansı gibi. Herkesin anlatacak bir hikayesi var:

  • "Organik" diye büyük paralarla alınan ama laboratuvar sonuçları bir türlü paylaşılmayan ürünler.

  • Aynı pazarcı tezgahında yan yana duran "organik" ve "normal" ürünler. (İnsan merak ediyor, aradaki fark ne?)

  • Halden toptan alınıp, üzerine "köy ürünümüzdür, organiktir" etiketi yapıştırılan sebzeler.

Bu hikayeler size de tanıdık geldi mi?

Sertifikalara olan güven bile pamuk ipliğine bağlı. Birçok kişi, bu belgelerin artık ticarileştiğini, denetimlerin esnetildiğini düşünüyor. Mesela o meşhur "gezen tavuk" meselesi... Kâğıt üzerinde harika duran bu ifadenin, pratikte metrekare hesabına sıkıştırılması, kuralların nasıl da eğilip bükülebileceğini gösteren acı bir örnek.

Mesele Sadece Etiket Değil, Niyet Meselesi

Peki neye güveneceğiz? Bazıları için cevap basit: üreticinin niyetine ve samimiyetine. Kendi yiyeceği gibi üretim yapan, toprağa saygılı, kapısı denetime açık küçük çiftçiler daha çok güven veriyor. Ama sorun şu ki, o çiftçilere ulaşmak o kadar da kolay değil. Bu yüzden "organik alışveriş," güvenilir bir insan bulma yolculuğuna dönüşüyor.

İşte bu noktada küçük dayanışma grupları, üreticiyle doğrudan kurulan bağlar devreye giriyor. İnsanlar sadece ne yediğini bilmek değil, aynı zamanda o üretimin bir parçası olmak istiyor. Bir yorumda dendiği gibi, "20-30 kişilik bir topluluk bile bir üreticiye devam etme gücü verebilir." Bu, sadece alışveriş değil, aynı zamanda bir sorumluluk paylaşımı.

Herkes Aynı Fikirde Değil Elbette

Tüm bu güvensizlik ortamına rağmen, "ben sadece sertifikalı ürün alırım" diyen, hatta hangi sertifika firmasının daha güvenilir olduğunu bilecek kadar işin derinine inmiş bir kesim de var. Onlara göre mevcut sistem, tüm kusurlarına rağmen standart tarım ürünlerinden her zaman daha iyi bir seçenek.

Yani Lobi'de manzara net: bir yanda sisteme olan inancını tamamen yitirmiş olanlar, diğer yanda ise sistemi eleştirerek de olsa içindeki en doğruyu bulmaya çalışanlar.

Peki Sonuç?

Anlaşılıyor ki "organik" meselesi artık tek başına bir anlam ifade etmiyor. Bu, içinde güven, şeffaflık, denetim ve hatta bir yaşam felsefesi barındıran katmanlı bir konu. İnsanların neye güvendiğinden çok, neden güvenmediğini anlamak daha önemli. Çünkü sofrasına sağlıklı bir lokma koymak isteyen biri için artık parlak bir etiket değil, o etiketin arkasındaki dürüst ve şeffaf süreç kıymetli. Ve bu süreçte samimiyet, en az sertifika kadar değerli.

Blog